Sayfalar

11 Oca 2023

İlahi Komedya ile Dante ve Manguel'in Merak'ı

 


Dante'nin Floransa'daki Heykeli

Manguel’in “Merak”ından Dante’nin “İlahi Komedisi”ne Gitmek

 

“Merak” kitabın bir bölümünün adı. Bir yazarın hem duygu hem de akılla peşine düştüğü bilgi için gereken en önemli faktördür merak. Alberto Manguel’in bu kitabı yazmasındaki en etkin faktörden. Dante ve onun başyapıtı “İlahi Komedya”sını okuyup yorumlaması olarak tanımlanabilir bu kitap. Gerçi Manguel bir ateist olarak bu yaptığının zorluğunu belirtmiş başlarda. Okumanın, yazmadan daha önemli olduğunu vurguluyan Manguel  “okumak, yazar tarafından düşünülmüş metni zenginleştirir, yazmak ise teslim olma sanatıdır.” diyor. İlahi Komedyanın bir şiir olması nedeniyle şiir hakkında da ilginç düşünceleri var. 

                

                     


Alberto Manguel (1948 - Buenos Aires) Arjantinli yazar, editör, çevirmen.

 

İlahi Komedya’yı eline alıp, “rehberim, efendim, ustam” diye andığı Dante’nin işaret ettiği önemli konulara dair sorgulama ve akıl yürütmede bulunmuş yazar. Bu yöntem ile hem kendi deneyimlerine yer veriyor hem başka referanslara gönderme yapıyor ki, “Merak” başlıbaşına bir “Dante okuma rehberi” olmuş. Bu arada  Dante’ye eserinde Vergilius ve Beatrice’in rehberlik ettiğini hatırlatalım. “İlahi Komedya”yı okuduktan sonra eserde üzerinde durulacak 17 konuyu irdelemiş yazar. İlk bölüm kitaba da adını veren merak etmek üzerine. Şöyle diyor Manguel; “var olmak için hayal ediyoruz ve hayal etme arzumuzu beslemek için merak ediyoruz” Dante de yapıtında cehennem-araf-cennet yolculuğunda karşılaştığı lanetli ya da kutlu ruhlarla diyaloğa girerek, merakının onu hedefe götürmesini dile getirir, yani ölümlü Dante ölümlülük tecrübesini yaşamış olanlara sorular sorar. 

 

Dante dizelerini, kantolarını zihnindeki edebi, bilimsel, teolojik ve felsefi kaynaklardan ve olağanüstü günlük hayat gözlemlerinden faydalanarak yazmış. Manguel, merak dışında “neyi bilmek isteriz, nasıl akıl yürütürüz, nasıl sorgularız, neye sahip olabiliriz” gibi bazı soruların yanısıra “dil, benlik, yerimiz, hayvan, farklılıklarımız, hakikat” gibi konuları Dante ve “İlahi Komedya”da   aramış, iz sürmüş. Bazı bölümlerde (örneğin nasıl sorgularız bölümü gibi) çok ayrıntıya kaçmış, teolojik açıklamlar özellikle de Talmud üzerinde gereğinden çok bilgi-yorum yapmış. Buna karşın hayvanlar bölümünde Dante’nin anlaşılmaz bir şekilde “köpekler” için çok olumsuz, aşağılayıcı sıfatlar kullanmasını irdelemesi çok ilginç geldi bana, hem “İlahi Komedya”daki içerik hem de Manguel’in yorumu açısından. 

 

Kitabın sonlarına doğru yeralan Dante’nin Cehennem, Araf ve Cennet haritalarını gösteren üç ayrı şekil de sürpriz bir toparlama oldu. Sonuçta Alberto Manguel, Dante’nin “İlahi Komedya”sını hayali bir evrensel müzeye, bilinçdışı korkular ve arzuların icra edilebileceği bir sahneye, bir şairin tutkusu ve vizyonundan doğmuş her şeyin bizi aydınlatmak için düzenlendiği ve sergilendiği bir kütüphaneye benzetiyor. 

 

Zor ve sabır isteyen bir okuma ama kesinlikle değer, eğer “İlahi Komedya”yı okumadıysanız “Merak”a başlamamanızı öneririm, hem birçok konu ve düşünce havada kalacaktır, hem de 360 sayfalık bu kitap bitmek bilmeyecektir. Bu cümleden sonra yine de merakınız sizi “Merak”ı okumaya yönlendiriyorsa “İlahi Komedya”yı okumayanlar için kısa bir yorum yapmak yararlı olur.

 

Dante Alighieri’nin (1265, Floransa- 1321, Ravenna), Cehennem, Araf ve Cennet başlıklı üç ciltten oluşan “İlahi Komedya” adlı eseri yazıldığı dönemde Hristiyanlığın dini baskısı, rönesansın ve matbaanın olmaması, salgın hastalıkların yaygın olması, şehirler arası savaşların yoğunluğu vb nedenler göz önüne alındığında, ayrıca yazım tekniğindeki zorluk (terza lima tekniği) düşünüldüğünde çok özel bir eser olduğu görülmektedir. Belki “şahaser” tanımlaması daha uygun olur. 

           

 

Üç mısralı şiir tarzında (terzina) yazılan bu uzun eser yazar Dante’nin öteki dünyaya yaptığı düşsel bir geziyi destansı biçimde anlatır. 1300 yılında 7 Nisan’da Cehennem ile başladığı ve arada Araf’a uğrayıp Cennet ile sonlandırdığı ruhani gezisi bir hafta sürer. İlk iki durakta büyük hayranlık duyduğu (ustam, ozan, rehberim, gönlü yüce gölge, iyi yürekli, bilge, güzel babam, güneş, uyanık ustam vb sıfatları kullandığı) Latin ozan Vergilius (İÖ 70-19) rehberlik eder. Vergilius ünlü eseri Aeneis destanında Truva savaşından yenik çıkan Aeneis’in İtalya’ya gelerek Romalılar’ın atalarını oluşturduğunu anlatır. İlk iki ciltte Antik Yunan mitolojisi ve felsefesi ağırlıktayken, üçüncü ciltte teoloji ön plana çıkar. Borges, “Komedya'yı bir alegori olarak ele alırsak Dante insanoğlunun, Beatrice inancın, Vergilius da aklın simgesi olacağını” ileri sürmüştür ki çok akla yatkın görülmektedir.


                                 

 

İlahi Komedya içine bir aşk hikayesi yerleştirmiştir Dante’nin sevdiği kadın Beatrice’dir bu aşkın kahramanı, en zor ve karamsar olduğu anlarda ona olan sevgisine sığınır.  Bu aşk destanda ayrı bir ilahi tema oluşturur. Yazarın Cennet, Cehennem ve Araf’ta bulunmasını uygun bulduğu kişiler çok ilginç. Örneğin antik çağ filozoflarını ve ozanlarını çok beğenmesine rağmen cehenneme yerleştirmiştir, çünkü bu kişiler vaftiz olmamışlardır. O dönemde Hristiyanlığın olup olmaması önemli değildir Dante için, bu çok enteresan bir mantıktır. Keza yeni bir dinin temsilcisi Hz. Muhammed de Cehennemin alt katlarındadır, peygamberliği onu Dante’nin hışmından kurtaramamıştır, aynı şekilde Hz. Ali’yi de.

 

Kitabını o zaman geçerli dil olan Latince yerine İtalyanca, yaşadığı bölge olan Toscana lehçesiyle yazmıştır ki bu devrimci seçimi bile kitabın önemini arttırmaktadır. Her bir kitapta 33’er bölüm (kanto) vardır, Cehennem bölümündeki giriş ile birlikte toplam 100 kanto (destan bölümü) vardır. Vergilius rehberliğini Araf’ın tepesinde Beatrice’ye bırakır, Beatrice ise Cennetin son katmanında kaybolup yerine Aziz Bernard geçer ve Cennet’teki geziyle 14 Nisan 1300’de düşsel gezi sona erer. Bu arada Clairvaux manastırının başında bulunan baş keşiş Bernard’ı niye seçmiştir Dante acaba? Bunu Manguel neden sorgulamamış? hayret!

 

Kitabı anlatmak zor, okunması gerekiyor çünkü. Temel olarak antik Yunan mitolojisi, Homeros’un destanları, Eski ve Yeni Ahitler, ilahiler, dini metinler ve hristiyanlığa ait söylenceler ile Dante’nin dönemindeki tarihi olaylardan beslenen bir destan. Eserde etkileyici hususlardan birisi yazarın bazı öngörülerinin gerçekleşmesidir; Papalığın bir ara Vatikan’dan taşınması, kendisinin sürgüne gönderilmesi, Floransa’nın savaşta yenilgiye uğraması, Dominiken ve Francisken tarikatları arasındaki birbirini kötüleme faaliyetleri vb gibi. Bir diğer olgu da tanrıyı bir enerji, gül şeklinde ışık olarak tanımlaması ve Papa’nın kötülüklerini sakınmadan dile getirmesi oldu, yine o dönem için çok cesurca. O dönemde Luther, Calvin gibi hristiyanlıkta rol ayrımlarının olmadığını hatırlatmakta yarar var. Dante’nin felsefe ve filozoflar, astroloji, tarih ve din konusunda ansiklopedik bilgisi de çok etkileyici. Benim bir saptamam da çağdaşı Boccaccio’nun ünlü eseri “Decameron”da bahsedilen vebadan Dante’nin hiç bahsetmemiş olması şaşırtıcı. O dönem tarihi kayıtlarda Avrupa’da  “kara bela-kara ölüm” olarak vebanın çok yaygın olduğu bir gerçektir.  Son sözü yine A. Manguel’e  bırakalım: “Dante okumanın dört düzeyi vardır; düz anlamlı, alegorik, mitsel, ahlaki. Teolojik çerçevenin içinde derin ve şiirsel edebi çerçeve vardır.”

 


Dante ve Vergilius 





Dante ve Beatrice