Ülkenin içinden geçtiği bu karanlıkta ve kargaşada yaşama
tutunmak ancak okumakla ve yazmakla mümkün oluyor, bu çabalar bile yaşam
yorgunu olmanızı önleyemiyor. Aklıma Baudelaire’in “Yolculuk” şiiri düşüyor:
Ey ölüm !
koca kaptan, vakit erişti demir al !
Bu ülkeden sıkıldık, ey ölüm ! açılalım !
Aynı anda Murathan Mungan devreye giriyor ve diyor ki ; “Kişisel
ve toplumsal yıkımlar, yaşanan trajediler sonrasında hayatın devam ettiği
insanlara sık sık hatırlatılan bir şeydir. Devam edecek gücü bulmaları temenni
edilir. Önlerinde yeniden anlamlandırılması ve yaşanması gereken bir hayat
vardır. Ne de olsa yaşamın devamlılığı, tükenmezliği esastır”.
Bunları düşünürken şimdi okuduğum aşağıdaki bilgileri
yazarak paylaşmanın bana iyi geleceğini hissettim, tam da zamanıdır dedim.
Tanburî Cemil Bey (1873-1916), Türk müziğinin en
büyük virtüözü ve bestekarlarından biri kabul edilir.
Taş plaklara yaptığı taksim kayıtları ve yaylı tamburun
mucidi olmanın yanısıra tek başına halka açık konser veren ilk Türk musikisi
sanatkarı olarak da önemli bir isimdir. Sözlü eserlerin yanında birçok saz
eseri de besteleyen Cemil Bey’in 1901'de Arap harfleriyle ve Batı notasıyla
yazdığı "Rehberi Musiki" kitabı, daha sonra Türk alfabesiyle yeniden
basılmıştır. Türk müziği saz icrasına özellikle tanbur icrasındaki statik
yapıya getirdiği dinamizm ile yeni ve modern bir tarz geliştirmiştir.
Cemil Bey’in Türk müzik arşivinde bulunan 200’e yakın
plâğının 80 kadarı “taksim” formundadır. 1826’ dan bu yana ülkede yerleşmesi
için ısrar edilen batı musıkisi rüzgârının Tanburî Cemil Bey’ i
etkilememesinden söz edilemez (1). Bunların her biri de başlıbaşına birer,
tanbur, kemençe, lavta ve viyolonsel “konçerto”su niteliğindedir (2). Hakkında
yazılanların başında, oğlu Mesud Cemil’in kaleme aldığı hatıratlar gelir.
Edebi eserlerde şiir olarak da oldukça ilginç örnekler
vardır. İlk akla gelen Nazım Hikmet'in, Tanbûrî Cemil Bey’in ölümü üzerine
yazıp oğlu Mes'ud Cemil'e ithaf ettiği ve 21 Kasım 1920 tarihli
"Alemdar" gazetesinde yayınladığı “Cemil Ölürken” başlıklı
şiiridir.(3)
CEMİL ÖLÜRKEN
Elâ gözleri dalgın, geniş alnı sararmış,
Bir san’atkâr hastadır, Cemil hasta yatıyor
Odayı bir mâtemin görünmez rengi sarmış,
Başında duranların kalbi yorgun atıyor
İnce parmaklarını ıslattı gözyaşları
Odanın sükûnunda hıçkırıklar inledi
Hastanın yavaş yavaş çatılarak kaşları,
Sanki derinden gelen bir sadâyı dinledi
Mukaddes elemini andı bir kere daha
Uzak serviliklere çevirerek yüzünü
Ah! Ey gafil fânîler, imân edin Allah’a
Bir ilâhî ruhun da geldi işte son günü
Çok kudretli oluyor bir dehânın gururu
Ecel! Onun yanına sen de el bağlayıp gir
Nefesinle titreyen fânîlerden değil bu
Ölmeyen bir san’atkâr, ölüm döşeğindedir
Gökler geri alıyor yeryüzünden sesini
Şimdi geniş alnında ebedin gölgesi var!
Başında ağlayanlar sonuncu bestesini
Ağır ağır kapanan gözlerinden duydular…
(Nâzım Hikmet)
İkinci örnek Yahya Kemal Beyatlı’nın "Kar
Mûsikîleri" şiirinde onun adını ölümsüzleştiren dizelerdir.
"Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.
Birdenbire mes'ûdum işitmek hevesiyle,
Gönlüm dolu İstanbul'un en özlü sesiyle."
Bir diğer örnek ise Şavkar Altınel’in, Yol
Notları/Toplu Şiirleri’nde yer alan “Yeni Camii” adlı şiirinde Yahya
Kemal’e gönderme yaparken Tamburi Cemil Bey’den bahseder:
Emirgan’ın serin ve sessiz çınaraltı kahvesi
yollarda yaşayamaya alıştığını görmemeye çalışan
bir adamın sığındığı bir düş gibi geliyor şimdi
ve bir başka garip tamlama olduğu belli
eski plakta çalan Tamburi Cemil Bey’in
Samih Rıfat, "Cemil Bey'in Ruhuna"
adlı Mersiye’sinde erken ölümünün ardından duyduğu derin teessürü şu çarpıcı
dizelerle ifade etmiştir: (4)
"Belki şayan olurdu matemine;
Kendi tanburun ağlasaydı sana!"
Ayrıca Fazıl Ahmet Aykaç'ın dizeleri “Cemil Beyi
Anarken”, Şair ve Hattat Hüseyin Haşim Bey’ in (1861-1920 ) Tanburi
Cemil Bey hakkındaki rubailerini de saymak gerekiyor.
Kaynaklar
(1) Bülent AKSOY, ”Cumhuriyet Dönemi Musıkisinde Farklılaşma
Olgusu”. Cumhuriyet’in Sesleri, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul/1999,s.33
(2) S. Zeki ÇAVDAROĞLU. Türk Musıkîsinde Ölümsüz Bir
Virtüöz: Tanburî Cemil Bey
http://www.musikidergisi.net/?p=1337
(3) Dr Gönül Paçacı’dan alınan sözlü bilgi
(4) Samih Rifat (1874-1932) 27 Teşrinievvel 1917
tarihli Edebiyat-ı Umumiye Mecmuası


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder