Sayfalar

12 Haz 2026

Yazmasam Olmaz ; Tanburi Cemil Bey Hakkında


Ülkenin içinden geçtiği bu karanlıkta ve kargaşada yaşama tutunmak ancak okumakla ve yazmakla mümkün oluyor, bu çabalar bile yaşam yorgunu olmanızı önleyemiyor. Aklıma Baudelaire’in “Yolculuk” şiiri düşüyor:

 

Ey ölüm !

koca kaptan, vakit erişti demir al !

Bu ülkeden sıkıldık, ey ölüm ! açılalım !

 

Aynı anda Murathan Mungan devreye giriyor ve diyor ki ;Kişisel ve toplumsal yıkımlar, yaşanan trajediler sonrasında hayatın devam ettiği insanlara sık sık hatırlatılan bir şeydir. Devam edecek gücü bulmaları temenni edilir. Önlerinde yeniden anlamlandırılması ve yaşanması gereken bir hayat vardır. Ne de olsa yaşamın devamlılığı, tükenmezliği esastır”.

 

Bunları düşünürken şimdi okuduğum aşağıdaki bilgileri yazarak paylaşmanın bana iyi geleceğini hissettim, tam da zamanıdır dedim.

 

Tanburî Cemil Bey (1873-1916), Türk müziğinin en büyük virtüözü ve bestekarlarından biri kabul edilir.

Taş plaklara yaptığı taksim kayıtları ve yaylı tamburun mucidi olmanın yanısıra tek başına halka açık konser veren ilk Türk musikisi sanatkarı olarak da önemli bir isimdir. Sözlü eserlerin yanında birçok saz eseri de besteleyen Cemil Bey’in 1901'de Arap harfleriyle ve Batı notasıyla yazdığı "Rehberi Musiki" kitabı, daha sonra Türk alfabesiyle yeniden basılmıştır. Türk müziği saz icrasına özellikle tanbur icrasındaki statik yapıya getirdiği dinamizm ile yeni ve modern bir tarz geliştirmiştir.

Cemil Bey’in Türk müzik arşivinde bulunan 200’e yakın plâğının 80 kadarı “taksim” formundadır. 1826’ dan bu yana ülkede yerleşmesi için ısrar edilen batı musıkisi rüzgârının Tanburî Cemil Bey’ i etkilememesinden söz edilemez (1). Bunların her biri de başlıbaşına birer, tanbur, kemençe, lavta ve viyolonsel “konçerto”su niteliğindedir (2). Hakkında yazılanların başında, oğlu Mesud Cemil’in kaleme aldığı hatıratlar gelir.

Edebi eserlerde şiir olarak da oldukça ilginç örnekler vardır. İlk akla gelen Nazım Hikmet'in, Tanbûrî Cemil Bey’in ölümü üzerine yazıp oğlu Mes'ud Cemil'e ithaf ettiği ve 21 Kasım 1920 tarihli "Alemdar" gazetesinde yayınladığı “Cemil Ölürken” başlıklı şiiridir.(3)

 

CEMİL ÖLÜRKEN

Elâ gözleri dalgın, geniş alnı sararmış,

Bir san’atkâr hastadır, Cemil hasta yatıyor

Odayı bir mâtemin görünmez rengi sarmış,

Başında duranların kalbi yorgun atıyor

İnce parmaklarını ıslattı gözyaşları

Odanın sükûnunda hıçkırıklar inledi

Hastanın yavaş yavaş çatılarak kaşları,

Sanki derinden gelen bir sadâyı dinledi

 

Mukaddes elemini andı bir kere daha

Uzak serviliklere çevirerek yüzünü

Ah! Ey gafil fânîler, imân edin Allah’a

Bir ilâhî ruhun da geldi işte son günü

 

Çok kudretli oluyor bir dehânın gururu

Ecel! Onun yanına sen de el bağlayıp gir

Nefesinle titreyen fânîlerden değil bu

Ölmeyen bir san’atkâr, ölüm döşeğindedir

 

Gökler geri alıyor yeryüzünden sesini

Şimdi geniş alnında ebedin gölgesi var!

Başında ağlayanlar sonuncu bestesini

Ağır ağır kapanan gözlerinden duydular…

 

(Nâzım Hikmet)

 

İkinci örnek Yahya Kemal Beyatlı’nın "Kar Mûsikîleri" şiirinde onun adını ölümsüzleştiren dizelerdir.

 

"Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,

Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.

Birdenbire mes'ûdum işitmek hevesiyle,

Gönlüm dolu İstanbul'un en özlü sesiyle."

 

Bir diğer örnek ise Şavkar Altınel’in, Yol Notları/Toplu Şiirleri’nde yer alan “Yeni Camii” adlı şiirinde Yahya Kemal’e gönderme yaparken Tamburi Cemil Bey’den bahseder:

 

Emirgan’ın serin ve sessiz çınaraltı kahvesi

yollarda yaşayamaya alıştığını görmemeye çalışan

bir adamın sığındığı bir düş gibi geliyor şimdi

ve bir başka garip tamlama olduğu belli

eski plakta çalan Tamburi Cemil Bey’in

 

Samih Rıfat, "Cemil Bey'in Ruhuna" adlı Mersiye’sinde erken ölümünün ardından duyduğu derin teessürü şu çarpıcı dizelerle ifade etmiştir: (4)

 

"Belki şayan olurdu matemine;

Kendi tanburun ağlasaydı sana!"

 

Ayrıca Fazıl Ahmet Aykaç'ın dizeleri “Cemil Beyi Anarken”, Şair ve Hattat Hüseyin Haşim Bey’ in (1861-1920 ) Tanburi Cemil Bey hakkındaki rubailerini de saymak gerekiyor.

 

Kaynaklar

(1) Bülent AKSOY, ”Cumhuriyet Dönemi Musıkisinde Farklılaşma Olgusu”. Cumhuriyet’in Sesleri, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul/1999,s.33

(2) S. Zeki ÇAVDAROĞLU. Türk Musıkîsinde Ölümsüz Bir Virtüöz: Tanburî Cemil Bey

http://www.musikidergisi.net/?p=1337

(3) Dr Gönül Paçacı’dan alınan sözlü bilgi

(4) Samih Rifat (1874-1932)  27 Teşrinievvel 1917 tarihli Edebiyat-ı Umumiye Mecmuası

 





 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder