Hindi Phasianidae (sülüngiller) familyasına
bağlı bir kuş cinsidir. Amerika’nın keşfinden sonra oraya ilk göç edenler
tarafından keşfedilmiş ve XVI. yüzyılda
Avrupa’ya getirilmiştir, bu cins yaban hindidir. Eti için yetiştirilen
bir kümes hayvanı olan bizim bildiğimiz evcil hindi ise yaban hindinin
evcilleştirilmesiyle ilk
kez İngiltere’de yaygın olarak yetiştirilmiştir.
Ortalama yaşam süresi doğada (yabani hindi) 3–5
yıldır. Evcil hindinin doğal ömrü 8–12 yıl civarındadır.
Ancak çoğu eti için yetiştirildiğinden yalnızca 4–6 ay yaşatılır ve
kesime gönderilir. Hindi memeli olmadığı için yumurtlayarak ürer. Bir
dişi hindi ilkbaharda yılda genellikle 1 kez kuluçkaya
yatar, yuvaya 10–15 yumurta bırakır. Kuluçka
süresi yaklaşık 4 haftadır. Genellikle 8–12 civciv sağlıklı
şekilde yumurtadan çıkar. Yaban hindi ile evcil hindi arasındaki en dikkat
çekici fark görünümleri değil, yabani hindinin uçabilmesi, evcil hindinin
uçamamasıdır.
Hindi bizi neden ilgilendiriyor ?
Çünkü İngilizcede hindi anlamına gelen “turkey” Türkiye için kullanılıyor. Bu durum kimimizi kızdırıyor, kimimizi güldürüyor ama çoğunluğumuz, ülkemiz ile kümes hayvanı
hindi arasında nasıl bir ilişki olabileceğini düşünmüyor. Peki
neden Türkiye’ye “Turkey” deniyor. Bu konuda farklı düşünceler var,
hangisi gerçeği yansıtıyor söylemek zor. Aklınıza hangisi yatıyorsa onu
önceleyin. Bu görüşleri şöyle özetleyebiliriz:
- İngilizcedeki “turkey”,
hindinin “Türkiye üzerinden
geldiği” zannedildiği için bu adı almıştır. Nitekim benzer bir yaklaşım
Portekizcede hindi demek olan “peru”, kuşun Peru’dan geldiği
sanısıyla ortaya çıkmıştır.
- Fransızcadaki “dinde”,
aslında poule d’Inde (Hint tavuğu) ya da cocq de
l'Inde (Hint horozu) ifadesinin kısalmış hâlidir.
- Rusçadaki “индейка “ve
benzeri Slav dillerindeki adlar da “Hindistan” anlamındaki kökten
türemiştir.
- Arapçadaki
”ديك رومي “ ise kelime anlamıyla “Rum/Türk horozu” demektir.
- Daha
geniş bir açıklama ise şöyledir: Amerika’dan gelen yabani
hindiler İngiliz halkına "Turkey Merchants"
adı ile de bilinen ve İngiltere'nin kendisiyle Osmanlı'nın Levant Bölgesi
arasındaki ticareti sağlaması için kurulmuş şirket olan "Levant
Company “ adlı şirket tarafından ulaştırılıyordu. Hatta bu sebepten
Levantenler, İngilizcede "Turkey merchants" (Hindi
tüccarları) olarak da anılırdı. Türkler tarafından getirilen bu yeni kuşun
adına da Hint vurgusuna dayanarak ”Turkey
bird “(Türk kuşu) veya “Turkey cock” (Türk
horozu) ismini vermiştir.
- Hollandaca
da ise “kalkoen” denilen hindiye, o zamanlar Hollandalı
denizcilerin ticaret yaptıkları Hindistan'ın 'Kalikut' limanına
atıfla bu isim verilmiştir. Çünkü Hollandalılar da bu kuşun Hindistan'dan
geldiğini sanmışlardır. Önceleri “Kalikutse Haan” (Kalikut
horozu) sonradan halk ağzında kalkoen şekline dönüşmüştür.
Hollandaca’dan bu kelime kuzeydeki Finlandiya, Norveç, İsveç ve Danimarka
gibi ülkelerin dillerine geçmiştir. Almancada da önceleri Kalkuhn,
sonraları Turkische Hahn (Türk horozu) şimdilerde
ise “Truthahn” diye bilinmektedir.
Gördük ki, hindi Türkiye’de bulunan, evcilleştirilen bir
kuş değil. Peki biz neden Türkçede
“hindi” diyoruz? Cevap yine aynı mantığa
dayanıyor. Amerika'dan gelen bu kuşa Farsça hatta Arapçada "Hindistan'dan
gelen" anlamında "Hindi"
denmiş olmasını, sorgulamadan, kopyacı anlayışla kabullenmiş olmamızdır.
Hindi ile ilgili kullandığımız deyimler azdır,
- Hindi
gibi kabarmak: Gururlanmak, kurumlanmak,
büyüklük taslamak veya öfkeyle etrafa gözdağı vermek isteyenlerin durumunu
tanımlamak için kullanılır.
- Hindi
gibi düşünmek: Bir hata karşısında çözüm üretmek
yerine çaresizce, kendi kendine ve sessizce derin düşüncelere dalmak veya
kara kara düşünmek anlamlarına gelir.
- Baba hindi: Argo bir tabir olarak, aşırı şişman, yapılı veya etrafa gereksiz bir caka satan kişileri tanımlamak.
Çocukların bir tekerlemesi ile (kabaramazsın,
kabaramazsın kel fatma, annen güzel sen çirkin) hangi dilde söylenirse
söylensin, hemen hemen her zaman kabaran
(isterseniz siz de deneyin) bir hayvan olarak çocukların sevdiği bir hayvandır.
Özellikle İngilizcede hindi üzerinden oluşmuş bazı deyimler ve bunlardan
esinlenen özlü ifadeler vardır.
- “Don’t
count your turkeys before they’re hatched.” (Yumurtadan çıkmadan
hindileri sayma.) Türkçedeki “Dereyi görmeden paçayı sıvama.” ile benzer
anlam taşır.
- “To
talk turkey”. Açık, dürüst ve doğrudan konuşmak. Örneğin: Let’s
talk turkey. “Lafı dolandırmayalım, açık konuşalım.”
- “Cold
turkey”. Bir alışkanlığı (özellikle sigara, alkol veya uyuşturucuyu)
bir anda tamamen bırakmak.
- “Turkey
voting for Christmas”. Kendi zararına olacak bir kararı
destekleyen kişi için kullanılır. Türkçedeki “Kendi ayağına
kurşun sıkmak.” anlamına yakındır.
- “The
turkey never voted for Thanksgiving”. “Hindi, Şükran Günü’nü hiç
desteklemedi.” Güçsüz olanın karar süreçlerine katılamamasını hicveder.
- “A
proud turkey still ends up on the table”. “Kibirli hindi de
sonunda sofraya gelir.” Kibirin sonunun iyi olmadığını anlatan modern bir
aforizmadır.
Daha çok Anglosakson literatürde okuduğumuz bazı aforizmalar bilgelik ve yaşam üzerinedir: “Hindi, kaderini bilmez; insan da çoğu zaman kendi kaderini bilmez.”, “Her sofranın bir kahramanı vardır; bazen kahraman, sofraya gelendir.”, “Gurur, hindinin tüyleri gibidir; uzaktan gösterişli, yakından kırılgandır.”, “En büyük sessizlik, tehlikeyi fark etmeyen hindinin sessizliğidir.”, “İnsan çoğu zaman hindinin kaderine güler; kendi kaderini unuttuğu için.” Mizahi aforizmalar da vardır, örneğin; “Hindi hiçbir zaman takvimi sevmez; özellikle kasım ayını.”, “Herkes Şükran Günü’nü kutlar; hindi hariç.”, “İyimserlik, kasım ayında çiftlikte yaşayan bir hindinin en güçlü özelliğidir.”, “Bir hindinin en kötü alışkanlığı, insanlara fazla güvenmesidir”, “Sürünün en gürültülü hindisi, en bilge olanı değildir”, “Hindi, insanın en cömert olduğu günde en mutsuz canlıdır.”
Edebiyatta hindi ile ilgili roman ve öykülere bakacak
olursak, klasik Aesop fabllarında (Ezop Masalları) yer almaz; çünkü
Amerika kökenli bir kuştur ve Eski Dünya’da tanınmıyordu. Hindi
üzerine en zengin edebî üretim Şükran
Günü (Thanksgiving) ekseninde gelişmiştir.
Hindi üzerine yazılmış önemli edebî eserlerden
birisi Alice Munro’nun “The Turkey Season” adlı
kitabıdır. Öyküde genç bir kız, sonbaharda bir hindi işleme tesisinde
çalışmaya başlar. Ancak hikâye aslında hindilerden çok insanlar, sınıf
farklılıkları, çalışma hayatı ve büyüme üzerine kuruludur. Hindi burada
toplumsal gerçekçiliğin bir simgesine dönüşür. Eve Bunting’in “A
Turkey for Thanksgiving” adlı kitabı çocuk edebiyatının klasiklerinden
biridir. Hikâyede bir çiftlik hayvanı, Şükran Günü için bir hindi bulmaya
çalışırken, hindinin aslında misafir olacağını sanması üzerine gelişen olaylar
anlatılır, mizahi ve dokunaklıdır. Keza “Turkey Trouble” modern
çocuk edebiyatının en tanınmış hindi öykülerindendir. Şükran Günü yaklaşırken
hindi, yenmemek (yemek olmamak) için farklı hayvanların kılığına girer. Yazarı
Wendi Silvano’dur. “The Great Turkey Walk” Kathleen Karr’ın
tarihî gençlik romanıdır. 1860’larda binlerce hindiyi Amerika boyunca yürütmeye
çalışan bir çocuğun macerasını anlatır. Ogden Nash, hindiyi konu alan mizahi
kısa şiirler yazmıştır. Hayvanlar üzerine nükteli şiirleriyle tanınır ve
hindiyi insan kibriyle ilişkilendirir.
Amerika’da Şükran Gününde, Kasım ayının dördüncü
perşembesinde, İngiltere’de daha çok Noel yemeğinde, Türkiye’de ise son
yarım asırda yılbaşı gecesinde hindi yenmesi gelenekselleşmiştir.
Kızılderili mitolojisinde bazı kabileler hindiyi ölülere
rehberlik eden bir ruh (psychopomp) olarak görmüş, ölülerini hindi
tüylerine sararlarmış. Aztek mitolojisinde Chalchiuhtotolin (yeşim
hindi) adında, veba ve büyücülükle ilişkilendirilen ama aynı zamanda şölen ve
bereketle bağlantılı bir tanrı varmış. İlginç bir gerçek ise hindiler Kuzey
Amerika kökenli oldukları için Avrupa, Asya, Afrika ya da Ortadoğu
mitolojilerinde yer almazlar. Hiçbir kutsal kitapta (İncil, Kuran,
Tevrat) ve antik Yunan/Roma efsanelerinde ya da Kelt geleneklerinde adları hiç
geçmez.
kesilmeyi bekleyen yavru hindiler
beyaz hindi








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder