Dövme, vücut derisi üzerine iğne gibi sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılan orijinalinde silinmeyen yazı, resim, işaret ve desenlerin genel adıdır. (ing. tattoo). Dövmeler birkaç çeşittir. Kalıcı dövme: Pigmentin dermise yerleştirilmesiyle yapılır. Makineyle veya geleneksel el yöntemleriyle uygulanabilir, geleneksel dövme bu çeşittir. Zamanla solabilir, ancak kendiliğinden tamamen kaybolması beklenmez. Günümüzde laser abrasyon veya cerrahi yöntemlerle çıkarılmaktadır. Geçici kına dövmesi: Kına, derinin yüzeyini boyar ve genellikle birkaç hafta içinde solar. Transfer dövme: Yapıştırma yöntemiyle hazır desenin cilt yüzeyine aktarılmasıyla yapılır. Genellikle birkaç gün içinde silinir. Çocukların tercihi bu dövme cinsidir. Dövme yaptırma sıklığı özellikle genç ve orta yaşlı yetişkinlerde yüksektir. İtalya, İsveç, ABD, Avustralya, Arjantin, İspanya, Danimarka ve İngiltere gibi ülkelerde uygulama yaygındır
Kalıcı dövmelerde pigment ya elektrikli makine ya da el ile kontrol edilen bir araçla deri içine yerleştirilir. Geleneksel kalıcı dövmede pigmentler, ince iğneler aracılığıyla derinin üst tabakası olan epidermisin altındaki dermis tabakasına yerleştirilir. Kalıcı dövme, pigmentlerin deri içine yerleştirildiği invaziv bir işlemdir. Bu nedenle estetik ve psikolojik boyutlarının yanı sıra tıbbi riskleri de vardır. Örneğin enfeksiyon, alerjik reaksiyonlar, yabancı cisim reaksiyonu, keloid ve hipertrofik yara izi oluşabilir. Dövme pigmentleri nadir de olsa MRI görüntülerini etkileyebilir. Kalıcı dövmede kullanılan bazı teknikler şunlardır. Minimalist ve fine-line denilen İnce çizgiler, küçük semboller ve sade geometrik şekiller için kullanılır. Geleneksel (old school) yöntemiyle kalın konturlar, sınırlı renk paleti kullanılarak gül, kartal, çapa gibi klasik motifler çizilir. Japon (irezumi) tekniğinde ejderha, koi balığı, dalga ve mitolojik figürler gibi motifler geleneksel kompozisyonlarla birleştirilir. Tribal ve polinezya üsluplarında geometrik şekiller ve ritmik desenler öne çıkar. Bu desenlerin bazıları belirli topluluklarda özel kültürel anlamlar taşır. Suluboya (watercolor) tekniği: Boya lekelerini ve renk geçişlerini andıran, belirgin konturların bazen geri planda kaldığı tasarımlardır. Blackwork, dotwork tekniği: Siyah alanlar, noktalama, simetri ve matematiksel biçimlerden yararlanır. Bunlara yazı ve kaligrafi dövmelerini de ekleyebiliriz.
Dünya genelinde en sık karşılaşılan dövme motifleri çiçekler, bitkiler, hayvanlar, simgeler, dini semboller, yazılar ve kişisel anlam taşıyan işaretlerdir. En sık tercih edilen dövme motifleri gül ve diğer çiçekler; lotus, kiraz çiçeği ve yabani çiçekler, kelebek ve diğer hayvan figürleri; kurt, aslan, yılan, kuş ve kedi gibi figürlerdir. Ay, yıldız ve astronomik semboller, kalp ve küçük semboller, isimler, tarihler ve kısa sözler, ejderha ve mitolojik figürler ve mandalalar, kuru kafa ve ölüm temaları de sıklıkla istenilen dövme motifleridir.
Bir de evrensel semboller vardır, “Ouroboros” (kendini yiyen yılan); sonsuzluk-döngü-yeniden doğuş, her son yeni bir başlangıçtır anlamındadır. “Sonsuzluk işareti (∞) süreklilik-bağlılık-sınırsızlık. “Anka kuşu” (Phoenix); yeniden doğuş-dayanıklılık-dönüşümü simgeler. Yıkımın içinden yeniden doğmak mümkündür. “Pusula”; yön bulma-bağımsızlık-kendi yolunu seçme, “hayat ağacı”; yaşam-aile-kökler-bütünlük-varoluş, “dağ ve dalga”; dayanıklılık-değişim-doğayla uyum, “güneş ve ay”; karşıtlık-denge-zaman, “kuş”; özgürlük-yolculuk-eve dönüşü, özellikle uçan kuş özgürlükle ilişkilendirilir, “kalp”; aşk-sevgi-bağlılık-hatıra, “kuru kafa ve kum saati”; ölümlülük-zamanın kısalığı- Memento mori yani “öleceğini hatırla” anlamına gelir.
Dövme genel olarak üç farklı nedenle yapılır; bedensel bir süsleme, kişisel bir anlatım aracı ve kültürel bir sembol. İlk nedenle yapılan dövmeler estetik bir tercihtir; ikinci neden de kimliğin ifade aracı veya aidiyetin hatta yaşamın bir parçasıdır. Üçüncü neden adından anlaşılacağı üzere içinde bulunduğu veya benimsediği kültürü paylaşımı hedefler. Dövme, karakterin kendisini başkalarından ayırma veya bir topluluğa ait olduğunu gösterme biçimidir. İsimler, semboller ve figürler, karakterin bedeni üzerinde taşıdığı kişisel bir anlatı oluşturur. Burada beden, kimliğin yalnızca biyolojik zemini değil, ifade edildiği yüzeydir. Dövme, unutmak isteyen kişinin bile geçmişinden bütünüyle kurtulamayacağını gösterebilir. Bir isim, tarih veya işaret, kişisel bir kaybı ya da tarihsel bir travmayı sürekli hatırlatır. Dövme bu anlamda bedensel bir arşivdir.
Psikolojik açıdan asıl önemli nokta, dövmenin varlığından çok kişinin onu hangi amaçla, hangi koşullarda ve nasıl bir anlam yükleyerek yaptırdığıdır. Dövme yaptıran kişiye “neden dövme yaptırıyorsun” yerine“bu dövme, senin için ne ifade ediyor” sorusu sorulmalıdır. Dövme yaptıranlardan bu soruya alınan cevaplar değerlendirilmiş ve aşağıdaki başlıklar ortaya çıkmıştır:
Kimlik ve kendini ifade etme: Kişi, bedeni aracılığıyla kim olduğunu, hangi değerlere önem verdiğini veya nasıl algılanmak istediğini gösterebilir. Dövme, kişinin kendi bedeni üzerindeki söz hakkını vurgulayan bir ifade biçimi olabilir.
Anıları ve kayıpları ölümsüzleştirme: Bir yakının adı, doğum tarihi, portresi veya anlamlı bir sembol; sevilen bir kişiyi, bir ayrılığı ya da hayatın dönüm noktasını hatırlamak amacıyla yaptırma.
Aidiyet ve toplumsal kimlik: Bazı dövmeler bir topluluğa, alt kültüre, mesleğe, askerî gruba veya aile geleneğine bağlılığı ifade eder.
Estetik ve beden süsleme: Vücudu estetik açıdan dönüştürmek, belirli bir tasarımı taşımak veya bedeni kişisel bir sanat yüzeyi olarak kullanmak temel motivasyon olabilir.
Korunma, inanç, maneviyat: Günümüzde de dinî, mitolojik ve spiritüel semboller kişisel anlamlar taşısa da genelde kötü ruhlardan korunma, uğur, güç veya kutsal bir varlıkla bağ kurma amacı taşımaktadırlar.
Özerklik ve beden üzerindeki kontrol: Kişi, kendi bedeni hakkında karar verme özgürlüğünü göstermek isteyebilir. Değişim, isyan ve yeni bir başlangıç: Bazı kişiler için dövme, geçmişteki bir dönemi geride bırakmanın, zor bir deneyimden sonra yeni bir kimlik kurmanın veya toplumsal normlara karşı çıkmanın simgesidir.
Tüm bu anlamlı başlıkların dışında dikkat çekmek veya toplum içinde aykırı olmak için dövmeyi aracı kılanları da belirtmekte yarar vardır.
Dövme, kişinin kendi bedenine anlam verme hakkını temsil edebilir bu nedenle ancak kişinin kendi iradesiyle seçildiğinde öz ifade olabilir; zorla uygulandığında ise damgalama, cezalandırma ve insanı bir kategoriye indirgeme aracına dönüşebilir. Bununla birlikte, bedenin bir topluluk tarafından işaretlenmesi veya bir kimliğe mahkûm edilmesi de mümkündür. Aynı işaret böylece özgürlüğün de tahakkümün de simgesi olabilir.
Buraya kadar dövmelerin yapılma amacı ve simgeledikleri anlamları olumlu bir olgu olarak kabul ederek toparladık. Bir de hapishane veya illegalite ile iç içe olanların yaptırdıkları dövmeler vardır. Hatta eski bir gelenektir, son yarım asırdaki dövme modadından çok daha eskidirler. Bundan dolayı dövme sanatını bilenler cezaevlerinde iyi para kazanmaktadır. En yaygın yöntem sulu boya, mürekkep veya suda eritilmiş kiremitten elde edilen kırmızı renk, birbirine bağlanmış üç iğneyle beraber mahkûmun derisi altına batırılması yöntemidir. Yokluklar içinde yaratılan bir sanat olduğundan semboller de basittir ama anlamlıdır. Bilinen en basit hapishane dövmelerden biri başparmakla işaret parmağının birleştiği alana yapılan üç noktadır. Bu işaret dövme sahibinin ağzının sıkı olduğunu anlatmaktadır. Böyle biri polis nazarında “ketumdur, muhbirlik yapmaz”. Sol yanağa yapılan tek nokta o kişinin bir “pezevenk” yani kadın satıcısı olduğuna işaret etmektedir. Göz kenarına yapılan oval dövme ise “gözyaşı” manasına gelmektedir. Bu dövme, sahibinin birtakım acılara maruz kaldığını ama buna dayandığını ifade etmektedir. Dövmelerin bazıları suçluların gözünde hem süs hem de büyü gibi anlamlar taşımaktadır. Bu dövmeleri yaptıranlar sadece kendilerini süslemekle kalmamakta bu dövmeler yoluyla hayatın zorluklarına meydan okumakta, onlardan uğur, şans ummaktadırlar. Uğur ifade eden dövme işaretleri haç ve kadın figürleridir. Yılan zekayı temsil etmektedir. Ayrıca dua eden eller veya parçalanmış zincir figürü gibi hürriyeti ifade eden semboller de büyük bir önem taşımaktadır. Cezaevlerindeki kenar kültür için en önemli dövmeler güç ve şiddet çağrıştıran sembollerdir. Bunlar, silah, kartal veya “mafya” gibi kelimelerdir. Görüldüğü gibi cezaevi kültürü tarihsel olarak dövme kültürü ile iç içe geçmiş vaziyettedir. 16-17. yüzyıllarda Havai yerlileri arasında dövmenin büyük bir itibarı vardı ve bu dövmeler kişinin sosyal itibarını ifade etmekteydi. Avrupa'da ise dövme genellikle kenar kültürlere mal olmuştur. (Terbiyesizliğin Teorisi, Dr Roland Girtler, 1983).
Edebiyatta dövme
Edebiyatta dövme, yalnızca bedene kazınmış bir işaret değildir. Bedenin bir metne, geçmişin görünür bir izine ve toplumsal iktidarın mücadele alanına dönüşmesini sağlayan güçlü bir motiftir. Dövme bazen kişinin kendi kimliğini ilan etmesini, bazen toplumun bireyi damgalamasını, bazen de silinmek istenen bir geçmişin bedende yaşamaya devam etmesini anlatır. Edebiyatta dövmenin öne çıktığı eserlerden bazıları şunlardır:
Resimli Adam — Ray Bradbury (1951) Bilimkurgu öykülerinden oluşan bu eserde, vücudu hareket eden resimlerle kaplı bir adamın dövmeleri farklı hikâyelere dönüşür. Dövme burada yalnızca karakterin geçmişini göstermez; bizzat anlatının yapısını kurar. Beden, okunabilen ama bütünüyle denetlenemeyen bir metne dönüşür.
Gece — Elie Wiesel (1956) Holokost tanıklığı niteliğindeki bu eserde, Auschwitz'de mahkûmlara numara dövmesi yapılması, insanın adından ve bireysel kimliğinden mahrum bırakılmasının simgesidir. Gönüllü bir beden işaretinin aksine, burada dövme zorla uygulanır ve sistematik şiddetin parçasıdır.
The Tattooed Girl — Joyce Carol Oates (2003). Alma Busch karakterinin dövmeleri, bedenin başkaları tarafından okunmasını ve kişinin görünüşü üzerinden yargılanmasını gündeme getirir. Eser, dövmeyi yalnızca bireysel bir tercih olarak değil, toplumsal sınıf, şiddet ve marjinalleştirme, damgalanma ve toplumsal dışlanma bağlamında da ele alır.
The Cross of Soot — Albert Wendt (1974). Samoa kültürü bağlamında dövme bir ritüel olarak yapılır, kişinin toplumsal konumunu ve yaşam evreleri arasındaki geçişini görünür kılar. Burada bedenin işaretlenmesi, yalnızca bireysel ifade değil, topluluğa ait olma ve kimliğin oluşumu meselesidir.
Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson (2005). Bu roman, dövmenin edebiyattaki anlamını tartışmak için son derece önemli bir örnektir. Çünkü dövme, romanın kahramanı Lisbeth Salander'ın bedeninde yalnızca estetik bir tercih değildir; kimliğini kurma, kendi bedeni üzerinde söz sahibi olma ve kendisine uygulanan şiddete karşı direnme temalarıyla bağlantılıdır. Sadece kitabın İsveç’çe özgün adının (Män som hatar kvinnor) “Kadınlardan Nefret Eden Erkekler” anlamındayken tüm dillere İngilizcesinden (The Girl with the Dragon Tattoo) yapılmış olması bile romanın iki temel boyutunu ortaya koyar. Ejderha dövmesi, başkalarının sizi tanımlama ve denetleme girişimlerine karşı direnişi, yani bir bedende özgürlüğün ifadesi, başka bir bedende ise cezalandırmanın aracı olmaktadır. Sonuç olarak Ejderha Dövmeli Kız, dövme üzerine edebî bir incelemede mutlaka ele alınması gereken çağdaş örneklerden biridir. Dövmeyi beden süslemesinin ötesine taşıyarak kimlik, cinsiyet, hafıza, şiddet ve özgürlük arasındaki çatışmanın görünür bir simgesine dönüştürür. 2011’de film olarak da sergilenmiştir. Benzer filmler bakımından Kayıp Kız, Memento ve Ateşle Oynayan Kız sayılabilir. Memento (2000) isimli film ise hafızasının yerini bedenine yazdığı notlar ve dövmelerle dolduran bir adamın öyküsüdür, dövmenin doğrudan hafıza, kimlik ve hakikat aracı olarak kullanıldığı en çarpıcı filmlerden biridir.
Dövmenin edebiyattaki en ilginç yönlerinden biri temel bir paradoksu ortaya koymasıdır. Özgürlük ve tahakküm gibi birbirine zıt anlamlar taşıyabilmesidir. Holokost anlatılarında numara dövmesi insanı bürokratik bir kimliğe indirgerken, modern bireysel dövme anlatılarında kişi kendi bedeninin anlamını belirlemeye çalışır. Böylece dövme, beden üzerindeki iktidarın kimde bulunduğunu sorgulayan edebî bir simgeye dönüşür. Bu karşıtlık, dövmenin kendi başına özgürleştirici olmadığını gösterir. Belirleyici olan, işaretin kimin iradesiyle bedene kazındığıdır.
Türk edebiyatında dövme, Batı edebiyatındaki bazı örneklerde olduğu gibi tek başına merkezî bir edebî motif olarak öne çıkmaz. Anadolu'daki geleneksel dövmelerin aidiyet, korunma, bereket ve toplumsal kimlikle ilişkisi; edebiyat ve sözlü kültür metinleriyle birlikte incelenebilir.


















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder