Sayfalar

13 Oca 2012

Göbek Kordonu


Göbek deyip geçmeyin
Göbek kordonu, plasentanın ortasından çıkıp çocuğun göbe­ğine kadar uzanan fizyolojik bir oluşumdur. Plasenta ise (halk deyişiyle “”),  bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen alışverişini sağlayan bir yapıdır. Bebek anne karnında geçirdiği  sürede  ihtiyaç duyduğu  başta oksijen olmak üzere besleyici tüm maddeleri, hormon, mineral  gibi yaşamsal maddeleri göbek kordonu aracılığıyla alır. İçinde iki atardamar, bir toplar­damar vardır ve çevresi özel zarlarla korunmuştur. Damarlar anneyle çocuk arasındaki kan alışverişini sağlar. Uzunluğu  50 cm  kadardır. Göbek kordonunun  kalınlığı  bir santim’den biraz daha fazladır, bir ucu bebekte  diğer ucu da plasentadadır. Normalden çok uzun  olan kordonlar çocuğun boynuna, koluna, bacağına sarılarak ya da rahimden dışarı sarkarak çocuğun hayatını tehlikeye sokarlar, böyle  doğumlarda güçlükle karşılaşılabilir. Buna kordon dolanması denir.




Çocuk doğduktan sonra göbek kordonunun ortasına "klemp" (mandal) takılır  ve  kordon doktor ya da ebe tarafın­dan kesilir. Çünkü gerekli havayı ve besin maddelerini sağlamak için çocuğun bu kordona artık ihtiyacı kalmamıştır. Yani doğumdan sonra ne anne ne de bebek için artık gerekmeyen bir dokudur. Bu doku parçası  sadece göbek kordon kanı açısından önemlidir.  Kesilen göbek kordonundan çocukta  kalan kısma göbek bağı denir, ilk günlerde canlı gibi görünebilir. Aradan zaman geçince göbek bağı kurur,  büzülür  ve siyahlaşır. Göbek bağı genellikle iki hafta içinde düşer.

Kordon kanını dondurup saklamanın pek çok amacı vardır. Bunlardan ilki, bebeğin ileride yaşamının herhangi bir döneminde  kök hücre tedavisi gerektirecek organ ve doku yaralanması,  harabiyeti  veya  yaşlılığı gibi bir durumla karşılaştığında, kendine ait sağlıklı bebeklik çağı kök hücreleriyle tedavi edilebilmesidir. Böylece doku uyumu olan verici aramaya gerek kalmaz. Ayrıca  kişinin kendi hücre ve dokuları ile uyum sorunu olmayacağından  bu hücreleri kullanmak  çok önemli bir avantajdır.Diğer bir amaç ise  bebeğin kardeşlerinde ya da yakın akrabalarında çıkabilecek hastalıkların tedavisinde de benzer amaçla kullanmaktır. Bu konularda yoğun çalışmalar devam etmektedir.


Bir de göbek kordonuna ait inanışlar, folklorik uygulamalar, gelenekler vardır. Örneğin; Orta Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere Anadolu’nun bazı yerlerinde, "sesi az çıksın, kocasının karşısında çok konuşmasın" diye kız bebeğin göbek kordonu kısa kesilir. Bazı yörelerde ise oğlanın göbeğinin kısa kesilmesi halinde sesinin kız gibi ince olacağına inanılır, bu nedenle  bazen gereğinden uzun kesilmiş göbek kordonu olan bebekler görülür. Bebeğin sesinin güzel olması için de doğum sırasında anne ile bebek arasındaki  göbek kordonu bir karış ve dört parmak hesabı yapılarak kesilmektedir. Böylece bebeğin sesinin güzel olacağına inanılmaktadır.

Göbek kordonu kesilirken bir de "göbek adı" konulur. Kişinin kabirde bu adıyla çağrılacağına inanıldığı için bu ad, çoğunlukla Kuran’dan seçilir. Abdullah, Yunus, Muhammed,  İdris  gibi. Ardından, sağ kulağına ezan okunur. Bir de “çıpayı  (göbek  kordonu) kesen ebenin huyu çocuğa geçer” inancı vardır.

Bebeğin karnı doymaya başlayınca,  göbek bağının da düşeceğine inanılır. 4-7 gün arasında düşen göbek bağı itinayla bir yerde saklanır. Çocuk evcil”olsun diye göbek bağı dolap ya da sandık içine saklanır.  Kimi, "gezgin olmasın, dışarıya çok gitmesin" diye 1-2 sene beşiğine asılı tutar göbek bağını; kimi "okusun, büyük adam olsun" diye okul bahçesine, kimisi de "devlete hayrı dokunsun, devlet adamı olsun" diye devlet dairelerinin avlusuna gömer. Dindar  ve  imanlı olması için de cami bahçesine gömüldüğü de bilinmektedir. Galatasaray Lisesi’nin ve  İstanbul Üniversitesi’nin  bahçelerinin dili olsa da konuşsalar…


Arș. Gör. Selma Dinç yaptığı bir çalışmada, annelerin %53.5’nun bebeklerin ilk banyosunu göbek düștükten sonra yaptıklarını, bebeğin göbeği düștükten sonra ise,  %21.1’inin bebeğin göbeğine kahve, tuz, zeytinyağı gibi maddeler sürdüklerini saptamıştır. Anadolu'da bazı yörelerde, bebeğin göbeği dağlanıyor; kül yanmış kömür, tandır toprağı, kahve gibi, steril olduğu varsayılan maddeler sürülüyor. Büyük olasılıkla bakteri üremesini önlemek için tuz, yumuşatmak için de zeytinyağlı bez konuyor. Çeşitli yörelerimizde, göbek kordonu suya atılıyor, bunun da vardır bir nedeni…

Halk arasında ve günlük yaşamda sıklıkla  kullanılan göbekli sözcüklerden bazıları :
göbek atmak,  göbek havası,  göbek bağlamak,  göbeği bağlı olmak, göbeği biriyle kesilmiş olmak, kendi göbeğini kesmek, göbeği sokakta kesilmiş olmak, göbeği düşmek, göbeği salıvermek…  Ve "göbeğini kaşıyan adam" !

Göbeğim çatladı ama  yazı da  bitti !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder