Sayfalar

5 Eki 2026

Yaşamda ve Sanatta KARGA ile KUZGUN

 


Kuzgun ve karga, Corvidae (kargagiller) aynı aileden gelen zeki kuşlardır. Kuzgun, karga ailesinin en iri üyesidir Bilim adamları arasında, Amerikan kargası mı, kuzgun mu yoksa çeşitli akrabalarından herhangi birinin mi en zeki olduğu yolunda halen sürmekte olan bir tartışma var. Bütün ornitologların fikir birliğine vardığı tek konu, kuş dünyasında kargagillerin en zeki oldukları, belki de tek rakiplerinin papağanlar olduğudur. Bütün kuşlar içinde, kargaların beyni bedenlerine oranla en büyüktür ve beyinlerindeki nöron sayısı çok fazladır. Amerikan kargasının beyni beden kütlesinin yaklaşık %2,3'ünü oluşturur. İnsanlarda bu oran yaklaşık %1,5, besi tavuğunda ise % o.1'dir. Adi kuzgunun beyni 12-17 gramdır, ki bu da bütün kuşlar arasında en ağır beyindir. Kargalar doğada 15-20 yıl yaşarlar;




Kargaların hep canlan sıkılmaktadır ve kendilerini eğlendirmek için oyunlar icat ederler. Güvercinler, serçeler şehrin sokaklarında, parklarında aylak aylak yiyecek kırıntıları toplarken kargalar arasında sanki daima önemli bir şeyler olmaktadır, sanki kendi hayatlarına ait bir oyun sahnelemekte gibidir. Oradan oraya uçuşurlar ve beklenmedik bir anda birbirlerine seslenirler. Devamlı kendilerini lüzumsuz oyunlara kaptırırlar, yerdeki bir dalı alır, yükselir, sonra düşürürler, sonra da yakalamak için dalışa geçerler. Görünür bir neden olmaksızın, tek ayaklarıyla tutunup baş aşağı sallanırlar ya da uçarken ters taklalar atarlar. Kuzgun görmenin pek hayra alamet olmadığını düşünseler de kuzgunlar insanlardan çekinirler. Kuzgun derin ve boğuk bir "gurk gurk" sesi çıkarırken, Karga çok tanıdık, tiz bir “gak gak" sesi çıkarır.

Araştırmacılar dil yetisini önemli bir zekâ göstergesi sayarlar. Bir çalışmaya göre, Amerikan kargalarının toplanma çağrıları, tehlike uyarılan gibi durumlar için 23 ayrı ötüşü vardır. Bu, büyük maymunları bile kıskandıracak bir dağarcıktır. Kargagillerin zekalarının diğer bir işareti de bugün bile araştırmacılar için bir bilmece olan karmaşık toplumsal yaşamlarıdır. Kargalar genellikle ortaklaşa avlanır ve leş bulurlar. Sevdikleri numaralardan biri, ağzında henüz yakaladığı balık olan bir su samuru bulmaktır. Kargalardan biri su samurunun kuyruğunu gagalayarak onun avını düşürüp başını çevirmesini sağlar, diğeri anında balığı kapar. Leşe karşı özel bir düşkünlükleri vardır. Ama kargalar da insanlar gibi omnivordurlar, yani hem etobur hem otoburdurlar.




Kargalar içinde en sosyal olanlar ekin kargaları ve küçük kargalardır. Bunlar koloniler oluştururlar ve tek bir ağaçta veya terk edilmiş bir binada birçok yuva yaparlar. Oldukça meraklı hayvanlar olan kargalar mektup, çamaşır mandalı, araba anahtarı gibi nesneleri çalarlar. Kargagillerin insanlarla ortak özelliklerinden biri de parlak nesnelere duydukları ilgidir. Saksağanlar ve küçük kargalar gibi daha ufak olanları mücevher çalmakla ün salmışlardır. Alman Masalları derlemesinde Grimm Kardeşler, 17. yüzyılda yolsuzluk yapan bir memurun her seferinde bir altın olmak üzere Schweidnitz kentinin bütün hazinesini çalmak için bir küçük kargayı nasıl kullandığını anlatır.

Sümer-Babil destanı Gılgamış'ta, Nuh’un bir tekne inşa ederek insanoğlunu yok eden tufandan nasıl kurtuldukları bilinen bir efsanedir. Sular çekilmeye başladığında tekne bir dağa (Ağrı Dağı) oturmuştur. Destana göre, Nuh önce bir güvercin gönderir, ancak kuş konacak bir yer bulamadığı için güverteye geri döner. Bundan sonra bir kırlangıç gönderir, ama o da çok geçmeden geri döner. Son olarak bir kuzgun gönderir. Kuzgun yiyecek bulup beslenir ve geri dönmez. O zaman Nuh karanın yakın olduğunu düşünür.

Mısırlılar kargaları güçlü bir sevgiyle ve mizah duygusuyla karşılamışlardır. Mısır sanatında kargalar genellikle ekinlerle beslenirken tasvir edilir, savaş alanına dağılmış cesetleri didiklerken gösterilmeleri enderdir. Genellikle sevimli, hatta neredeyse insana benzetilerek resmedilirler, ama asla Mısır turnası veya doğanlar gibi tanrısal değildir. Yunanlılar bu geleneği sürdürmüşler, ama bazen kargagillere korku ve asabi bir neşeyle yaklaşmışlardır. Yunanlılar için kargagiller kentlerde bile varlığını sürdüren doğa alemini temsil eder ve büyük ölçüde insanların veya tanrıların denetiminde olmayan yaratıklardır. Kuzgun veya kargadan Eski Ahit'te on yerde söz ediliyor, Yeni Ahit'te ise bir yerde. Romalılar kuzgunlara ve kargalara Yunanistan'dakinden daha çok sevgiyle bakıyorlardı. MS 3. yüzyıldan Yunanlı-Mısırlı bir rahip olan Horapollo'ya göre, Mısır sembolizminde, hatta inançlarında karga önemliydi. Kargalar aşkta sadakati temsil ediyorlardı, çünkü antik çağlarda yaşayanların doğru biçimde gözlemledikleri gibi, kargalar tekeşlidir.


                   
                              Kiki Smith'in Three Crows (Üç Karga) isimli heykeli (1995)

Aristoteles, kargaların yavrularına çoğu kuştan daha uzun süre baktıklarını ve ana-babayla yavrular arasındaki bağın yavru uçmayı öğrendikten sonra da korunduğunu doğru biçimde gözlemlemişti. Yine Aristoteles karganın balıkçılın dostu, baykuşun düşmanı olduğunu gözlemlemişti. Gündüz, kargalar baykuşun iyi görememesini fırsat bilip yumurtalarını yiyordu, buna karşın baykuş da gece gidip karganınkileri yiyordu. İlginç olan çağdaş ornitologların kargaların ve baykuşların birbirlerini sevmediklerini, hatta bazen karşılıklı saldırdıklarını onaylıyor olmasıdır, yani Aristoteles’i haklı çıkarmaktadırlar.

Kuzgun ya da karga özellikle Vikinglerin baş tanrısı Odin'le ilişkilendirilir. Odin bazı yerlerde "Kuzgunların Tanrısı" olarak bilinir. Odin'in omzunda tünemiş iki kuzgunu vardır. İsimleri "Hugin" (düşünce) ve "Munin"dir (bellek). Vikingler için kuzgunlar, Romalılar ve Yunanlılarca daha çok kehanet kuşları olarak kabul edilmekteydi. Bir evin önünde gaklayan bir kuzgun, o evin sahibinin öleceği haberini veriyor olabilirdi. Kanatlan açık bir kuzgun, savaşa giden Viking kabile reislerinin bayrağı olurdu.

İslamiyet’te insanlar kargalara karşı çok daha olumsuz bir bakış açısına sahiptirler. Efsaneye göre bir keresinde Hz. Muhammed'in düşmanlarından kaçmak üzere bir mağaraya saklanır, onu ilk fark eden o zamanlar beyaz bir kuş olan karga olur. Karga, peygamberi ele verme çabasıyla "Car! Car!" (Mağara! Mağara!) diye bağırır. Ne var ki silahlı adamlar kargayı anlayamaz ve mağaranın girişine bakmadan geçip giderler. Hz. Muhammed sığındığı mağaradan çıktığında kargayı kara renge dönüştürür ve lanetler, o günden itibaren karga o hain ötüşünü tekrarlamak zorundadır. 13. yüzyıl Arap ansiklopedicisi Iraklı Hamdullah El-Mustafa El-Kazvini, karganın hayvanlar arasındaki "beş hain" den birisi olduğunu yazar. Diğerleri kuduz köpek, yılan, sıçan ve bir çeşit yırtıcı kuş olan çaylaktır.



                                                 Bruegel "Ölümün Zaferi"

Orta çağın sonlarından modern çağa dek, darağacının çevresinde tünemiş bir karga sürüsü resmetmek görsel sanatlarda bir tür gelenek halini almıştı, ama ilginç bir istisna vardı. Çarmıha gerili İsa'nın cesedinin etrafında asla kargalar toplaşmıyordu, aslında onunla öldürülmüş olan iki hırsızın cesedinin etrafında da karga yoktu. Dini kişiliklerin bedenlerini didiklerken de hemen hiç resmedilmiyorlardı, Flaman ressam Pieter Bruegel'in 1562'de tamamladığı “The Triumph of Death” (Ölümün Zaferi) adlı resimde bir elinde kum saati ve diğer elinde çan tutan bir iskelet, ata binmiş ve kafatasları ile dolu bir arabayı çekiyor, atın üzerinde, etleri dağılmış sürücünün hemen arkasında duran büyük bir karga ya da kuzgun ölülere ve can çekişenlere bakıyor.


Avrupa'daki pek çok batıl inançta kargalar ve kuzgunlar ölümün habercileridir. Kuzgunlar özellikle kötüye alamettir; hasta bir insanın evinin yakınlarında bir kuzgun gaklarsa o insanın fazla ömrü kalmamış demektir. Şimdi Oxford’daki Bodleian Kitaplığı'nda bulunan Ortaçağ sonlarından kalma bir elyazmasında Londra'daki insanların üç yıl boyunca vebadan nasıl kırıldıkları anlatılır. Yaklaşık 1474'lerde yazılmış bu metinde “... Londra'da Charing Cross'da daha önce orada hiç görülmemiş bir kuzgun türedi. Bundan sonra veba salgını geldi, üç yıl sürdü; her yerde kadın erkek çoluk çocuk bir sürü insan öldü” diye yazar.



Shakespeare'in Macbeth'inde karga şöyle betimlenir;

Karganın da sesi onun için kısıldı demek.

Kara haberini veriyormuş meğer,

Surlarımızdan içeri giren kralın.

(çev, Sabahattin Eyüboğlu, Macbeth)


Orta çağ ve Rönesans folklorunda kutsal ile lanetli olanın sembolizmi arasında tuhaf bir paralellik vardır. Genellikle aynı nesne veya yaratık her iki niteliği de simgeleyebilir, karga ya da kuzgun ortaya çıktıkları duruma göre, iyi veya kötünün aşırı uçlarını temsil edebilir. Aziz Vincent'ın yanında kuzgun Tanrının ete kemiğe bürünmüş halidir, oysa bir cadıya eşlik ettiğinde şeytanın elçisidir. Batı folklorunda bilgeliğiyle ün yapmış kuş baykuştur, oysa Hindistan'da bu onur kargaya aittir. Her iki gelenekte de kargalar ve baykuşlar arasında daima destansı bir savaş vardır. Amerikan yerlilerinin mitolojilerinin çoğunda büyük rol oynayan kuş kartaldır, ama kriz zamanlarında daha çok kargayı öne çıkarmışlardır. Kartal güneşin ve evrensel düzenin simgesidir ve barış zamanlarında semboldür. Ne var ki, büyük kriz zamanlarında aynı anda hem güneşe hem de karanlık ölüler diyarına ait olan karga daha fazla kurtuluş umudu. Karga daha yaklaşılabilir bir kuştur ve ayrıca sağ kalmayı hep başarır. Kuzgunlar giderek insanlardan kaçar oldular, uzak tepelere ve ormanlara sığındılar. Büyük kentlerde kalanlar binaların çatılarına, yükseklere yuva kurdular, böylece gözden uzak oldular. Kargalara gelince, kentsel bölgelerde çöplerle beslenmeyi sürdürdüler ve hızlı ürediler.

 

                                                   Edgar Allan POE

Charles Dickens tarafından yazılmış, 178o'lerde geçen tarihsel bir roman olan Barnaby Rudge'da (1841) romana da adını vermiş olan esas karakter, yanında daima “Chip” isimli evcil kuzgunuyla dolaşır. Barnaby iyi niyetli, saflık derecesinde sade bir adamdır, kuzgun ise onun göremediği iblis güçlerin sürekli anımsatıcısıdır. Kuzgun neredeyse saçma denecek sözler söyler, ama bunlar genelde kehanet doludur, hatta bazen şeytan olduğunu bile öne sürer. 1845'te, Barnaby Rudge basıldıktan dört yıl sonra Edgar Allan Poe "Kuzgun"u ilk kez yayınlar. Günümüzde en bilinen şiirlerden biridir, özellikle beyit sonlarında tekrarlanan “hiçbir zaman” (newermore) şiiri güçlendirir. Şiirden bir bölüm :

Gururlu, sert havasına kara kuşun alışınca

Hiçbir belirti kalmadı o hazin şaşkınlığımdan;

Gerçi yolunmuş sorgucun dedim, ama korkmuyorsun

Gelmekten, kocamış Kuzgun,

Gecelerin kıyısından;

Söyle, nasıl çağırırlar seni Ölüm Kıyısından?

Dedi Kuzgun: Hiçbir zaman.

(çev. ülkü Tamer)

 

George Orwell’ın ünlü romanı Hayvan Çiftliği’nde (Animal Farm) çiftlikteki "Moses" adlı evcil karga, din adamlarını ve kurumsal dini temsil eder. Türk Edebiyatında İlhan Berk ve Gülten Akın’ın karga ile ilgili birer şiiri vardır. Ezop Masallan'nda, ikisi de zekâlarıyla ünlü karga ile tilki arasındaki irade savaşını görürüz. İrlandalı oyun yazan Sean O'Casey (1884-1964) kargayı kendi simgesi olarak seçmesini  şöyle açıklar. "Sıra dan bir kuş karga, tıpkı benim sıradan bir insan olmam gibi”, Kraliyet şairi Ted Hughes kargaların akıllılığını köylü kurnazlığından çok şeytani bir büyü olarak görmüştür. Hughes'un “Crow “(1970) isimli şiir kitabında, baş kahraman karga açgözlü ve acımasızdır, alt edilmesi çok zordur.



                                     V. Van Gogh “Buğday Tarlası ve Kargalar"

Tıpkı Poe'nun kuzguna popüler bir imge kazandırması gibi. Hollandalı ressam Vincent Van Gogh da karga imgesine resim sanatında imge kazandırmıştır. İnsanlar mısır tarlasındaki kargaları düşündüklerinde, genellikle ilk akla gelen Van Gogh'un resimleridir. Özellikle, 1890 yazında, intihar etmeden önce yaptığı son resimlerden biri olan “Buğday Tarlası ve Kargalar” adlı eseri çok bilinir. Ayrıca Louvre Müzesinde C. David Friedrich’in “Kargaların Ağacı” (The Tree of Crows, 1822), Paris'teki Musée d'Orsay’de Claude Monet’nin  “Saksağan” (The Magpie / Le Pie, 1869),  Pablo Picasso’nun “”Kargalı Kadın (1904),  Tretyakov Galerisi’nde bulunan Alexei Savrasov’un “Kaleler Geri Döndü” akla gelen diğer resimler olarak sıralanabilir. Nazilerin öldürdüğü August Schenk'in “Agony”  (Acı) isimli tablosunu kendi kaderine dair bir önsezi olarak görmek mümkündür. Edouard Manet, Poe'nun Kuzgun’unun dan etkilenerek yakın dostu Mallarme’ı, sanayileşmiş metropoldeki bir konakta yaşayan aristokrat olarak karakalem çizimde yorumlamıştır.



                                                 August Schenk (Agony)

Aslında resim sanatında karganın sembolik anlamları vardır. 1. Ölüm ve Vanitas: Klasik Dönem ve Barok natürmortlarda (vanitas) karga veya kafatası, insan hayatının fani olduğunu hatırlatmak için kullanılır. 2. Uğursuzluk ve Kehanet: Mitolojik resimlerde (özellikle Apollon ve Coronis efsanelerini işleyen tuvallerde) karga, kötü haber taşıyan figürdür. 3. Melankoli ve Yalnızlık: Romantik ve Ekspresyonist ressamlar için karga, içsel yalnızlığın ve kentin ya da doğanın yabanıllığının dışa vurumudur. Heykel sanatında Kiki Smith'in Three Crows (Üç Karga) isimli heykeli (1995) zehirli dumanlar veya böcek öldürücü ilaçlar yüzünden kuşların ölüp, gökten düşmelerinin ardından yapılmış olabilir. Brandon Lee'nin başrolde olduğu, Alex Proyas'ın yönettiği, 1993 yapımı The Crow  (Karga) filmi spiritüalizmine iyi bir örnektir.


                                         C. David Friedrich’in “Kargaların Ağacı"

İngilizce ‘de korkuluk anlamındaki "scarecrown”un tam çevirisi "karga ürkütendir”, kargaları aslında tarlalardan uzak tutamasa da korkuluk denilince  kargalar hatıra gelir. Kargalar için tarlalardaki bitkilerden çok böcekler ve solucanlar caziptir, birçok zararlıyı yiyerek çiftçilere yaptıkları hizmet akla getirilmez. Bilim insanı Bernd Heinrich, tıpkı insanlar gibi kuzgunların da ileri derecede bireysel olduklarını ve öngörülemez biçimlerde davranmaya yatkın olduklarını bulmuştu. Kargagillerin savaşçısı “kuzgun” akademisyeni ise “saksağandır” denilebilir.

Bugün  gözlerin çevresindeki yaşlanma çizgilerini tanımlarken kullanılan "karga ayağı" deyimini kullanırız. Keza gemi direğinin tepesine yakın kondurulan gözlem kulesi anlamındaki "karga yuvası" terimi denizcilikte halen kullanılmaktadır. Bazı özlü sözlerle yazımızı tamamlayalım.

  • Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz.
  • Ölecek karga, kırılacak dala konar.
  • Karga bülbülü taklit edeyim derken, kendi ötüşünü unutur.
  • Kuzguna yavrusu, şirin görünür.
  • Kargadan post, cahilden dost olmaz.

 


            Picasso ( Kargalı Kadın)
                                                                            Claude Monet’nin  “Saksağan


                                                  


 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder