Sayfalar

16 Eki 2011

Sanat ve Anatomi

 

Anatomi  kısaca insan, hayvan ve bitkilerin yapısını, organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalıdır, sanatta anatomi çok önemli bir yer tutar; çünkü beden hareketlerini ve bunlara bağlı olarak değişen vücut dış yapısını iceleyip değerlendirmek ancak anatomi ile mümkündür.
Mısırlılar insan figürlerini iki sol ayaklı olarak çiziyorlardı, profilden iki sol ayak görülüyordu. Aynı şekilde baş kollar ve bacaklar da profilden resmediliyordu. Göz ve omuzlar ise önden, cepheden çizili olarak gösteriliyordu. Erkekler kadınlardan daha uzun boylu ve koyu tenli çiziliyordu.
Mısırlılardan bin yıl sonra ilk kez Girit resminde iki ayak profilden sağ-sol ayrımıyla resmediliyordu. Sol ayak başparmaklı,sağ ayak küçük parmaklı idi. Cepheden ayak resmini görmek için beşyüz yıl daha geçmesi gerekti, ilk kez bir antik Yunan vazosunda böyle bir çizimle karşılaşıldı.
İtalyan Rönesansı’nın ilk pagan ressamı kabul edilen Floransalı Antonio Pollajuolo  anatomi çalışmış özellikle  ilk defa yüz kaslarını inceleyen sanatçı olmuştur. Ortaya çıkardığı olağanüstü ’lerinde anatomi dersi verebilecek ayrıntılar görülmektedir. Çalışmalarından Rafael ve daha sonra Michelangelo da yararlanmış ve bu sanatçılar  anatomiye büyük önem vermişlerdir. Bundan sonra anatomi güzel sanat eğitiminde önemli bir yer almıştır.
Leonardo da Vinci’nin anatomi alanındaki araştırmaları, insan anatomisi'ni oluşturan kitabındaki kırmızı tebeşirle çizdiği eskizler, tıp tarihinin ilk ve en güzel anatomi resimleridir. Bu incelemelerinde yazılarını sağdan sola, sol eli ile yazmış, yaşamı boyunca her iki elini de aynı mükemmeliyette kullanmıştır. Leonardo, çizdiği ideal insan vücutları ile, kendisindeki geometri ve 'altın oran' konusundaki derin bilgisini gözler önüne sergilemiştir. Mona Lisa’nın hüzünlü gülümsemesinin bilgisayarlı simülasyonda yüzdeki mimik kaslarının uyarılarıyla gerçeğe uygun olarak yaratılması Leonardo’nun anatomi bilgisi konusunda insanı hayrete düşürmektedir, bir de buna tabloda hiç fırça izinin bulunmaması eklenince hayret duygusu yerini şaşkınlığa bırakmaktadır.
Michelangelo  tarafından yapılan Davut Heykeli’nde neredeyse mükemmel  ‘insan oranı’ betimlenmiştir, 5,17 metre yüksekliğindeki mermer heykel, bir erkek vücudunu anatomik olarak ortaya koymaktadır. Michelangelo’nun San Pietro’in Vicoli Kilisesi’ndeki mezarında bulunan Musa Heykeli, sanatçının eseri bitirdiğinde  konuş be Musa” dediği kadar doğal, canlı görünümlü bir heykeldir. Özellikle el ve ayak sırtındaki toplardamarlar olağanüstü güzelliktedir. Michelangelo, resimlerinde ve heykellerinde figürlerin beden ölçülerini abartmayı çok severdi. Neredeyse bütün eserlerindeki insanlar (kadınlar dahil) kaslı ve atletik vücutludur.  Anatomiyi iyi yansıtabilmek için detaylı gölgelendirme yapardı. En belirgin örneklerini ellerde ve yüzlerde görebiliriz. Heykellerinde ve resimlerinde figürlerin anatomileri kusursuzdur.


Binlerce yapıt vermiş verimli bir sanatçı olan Peter Paul Rubens’in, Anvers Katedrali için hazırladığı İsa’nın Çarmıhtan İndirilişi en tanınmış yapıtlarından biridir. İsa’nın aşağı doğru kayan vücudu onun anatomi bilgisini açıkça gösterir.
Hollandalı ressam Rembrandt Harmenszoon van Rijnın en meşhur olan eserlerden biri “Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi” dir . Kadavranın bedeninden yayılan çiğ ışık rengi tabloyu aydınlatmaktadır.  Dr Tulp,  sağ elindeki forsepsle kasın bir bölümünü kaldırmaktadır.  Bu tuttuğu yapılar anatomide flexor digitorum superfacialis denilen ve ele hareket veren kirişimsi yapılardır. Dr Tulp’un tuttuğu yapılar kendi sol elin şeklini vermektedir.
Shakespeare’e esin kaynağı olan çizimleriyle, anatomi kiatabından çok temalı iskelet ve insan vücudu albümünü andıran, anatominin babası olarak kabul edilen Hollanda’lı Andreas Vesalius 16. yy  ortalarında henüz 28 yaşındayken , ressam arkadaşı Jan Stefan'ın çizimleriyle ünlü "de humani corporis fabrica libri septem" (insan bedeninin yapısı üzerine altı kitap ) adındaki eserini tamamladı. Bu eser Galen ve İbn-i Sina’dan bu yana gelen klasik öğretinin sonlanması demekti. Hem kilise hem de meslekdaşlarının baskıları sonucu parlak kariyeri kısa  süren Vesalius, çalışmalarını dönemin ünlü ressamı Kalkar’lı Jan Stefan resimlemiştir. Padua’daki bir yargıcın idam edilen bazı suçluların bedenlerinin Vesalius’a verilmesine izin vermiş olması, üstelik idam tarihlerini de Vesalius’un rahatlıkla inceleme yapabileceği tarihlere göre ayarlamış olması bu büyük eserlerin çıkmasında en önemli unsurlardan biri olmuştur. Titian atölyesinden, ünlü Venedik'li ressamın eğitiminden geçmiş olan Kalkar'lı Jan Stefan (Jan Stefan van Kalkar) ve Domenico Campagnola ve bizzat Vesalius'un kendisi yaptıkları çizimlerle hem "fabrica" hem de "epitom"u yaratmışlardır.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder