Sayfalar

18 Mar 2012

Kitap ve Kütüphane Üzerine Kısa Notlar




·        Kitaplar sadece verirler, bir şey talep etmezler, gerçek dosttur onlar, acımızı dindirmeyebilir, kötülerden ve kötülüklerden, hastalıklardan,  ölümden koruyamayabilir ama önümüzü açarak yaşamayı öğrenmemizi, aydınlanmamızı, değişime ayak uydurmamızı, hayata tutunmamızı, insana yakışanları görmemizi sağlarlar.

·        Küçük harfin keşfi tamamen  ekonomik nedenledir, parşömen tasarrufu sağlayabilmek  için çözüm olarak geliştirilmiştir. Yaklaşık  VI. yüzyılda uygulamaya başlanmıştır.

·        İskenderiye kütüphanesi MÖ III. Yüzyılda Ptolemaios sülalesi tarafından Aristo öğretilerini toplamak ve öğretmek amacıyla kurulmuştur.  MÖ 47 yılında İskenderiye Romalılar tarafından zaptedilince kütüphanenin iki bölümünden birisi olan “museion”daki kısmı yıkılmış (diğer bölümü ise serapis tapınağındadır), çok değerli kitapları Sezar, Roma’ya taşıtmış, kalanları yaktırmıştır. İleride bu kitap kıyımı başka bir kıyımla telafi edilmeye çalışılmış, Bergama’daki Attalos kütüphanesinde bulunan 200 bin kitap Kleopatra ve sevgilisi Marcus Antonius tarafından İskenderiye’ye taşıttırılmıştır. Hristiyanlar tarafından da bu kütüphanenin Serapium bölümü yakılmıştır. 390 yılında Piskopos Theophilos 400 bin kitabı yaktırmıştır.

·        Pergamon’da (şimdiki Bergama) Attalos sülalesi kralları, İskenderiye kütüphanesi ile yarışmak için kurdukları kütüphanede çok sayıda eser toplamışlar ama rakiplerine yetişememişlerdi. Buna rağmen Ptolemaios Kralları  Pergamon kütüphanesi için  yazılan elyazması kitapları engellemek amacıyla bu ülkeye papirüs satışını yasaklamışlardı. Pergamon’daki kütüphaneciler ve sanatkarlar bunun üzerine yeni bir malzeme üretip bunun üzerine yazmaya ve kitap çıkarmaya başladılar. İşte bu malzeme bulunduğu kent Pergamon’dan ismini alan “parşömen”di.



·        Sözlük ve ansiklopedi denince ilk akla gelen isimlerden birisi “Laraousse”dur.  Pierre Larousse güçlü bir polemikçi, işçi ve emekçilerin yılmaz bir savunucusu, okul araçlarının ve kitaplarının parasız olmasını savunan bir kişiydi. Pierre Larousse  insan düşüncesini zenginleştiren her türlü bilgiyi alfabetik olarak herkesin kolayca bulacağı şekilde düzenlemek benim için bir görevdir” diyerek yola çıkmış ve bu görevini de gerçekleştirmiştir.

·        İonia’nın Klazomenai kentinde doğan  (bugün Urla yakınındaki Kilizman beldesi), Atinalılara felsefeyi ilk öğreten kişi olduğu söylenen filozof Anaksagoras (MÖ 500-428) yazılarında “ halkın taptığı tanrılara inanmadığı ve kutsala dil uzattığı” gerekçesiyle mahkum edilmiş ve  kitabı yasaklanmış, para cezasına çarptırılmıştır.  O da Perikles’in yardımıyla Atina’dan kaçarak Lampaksos’a  (bugünkü Lapseki) sığınmış ve burada okul açarak felsefe dersleri vermiştir. Asos’ta da (bugün Behramkale) Aristotales’in felsefe okulu kurduğunu, felsefede Stoacı akımın öncülerinden Kleantes’in Asos’lu olduğunu hatırlatmakta yarar var. Aslında Batı Anadolu, felsefe tarihi açısından dünyanın en önemli yerlerinden birisidir. Batı’nın ilk filozofları olarak anılan Tales,  Anaksimenes, Anaksimander ve atomist felsefenin öncüsü Leusippus Milet’lidir. Antik dönemin önemli filozoflarından Herakleitos Efes’lidir. Felsefe bu topraklarda Anadolu’da yeşermiştir velhasıl…



·        Thales günümüzden 2600 yıl önce Milet’te geceleri yıldızları gözlemlemek için gökyüzüne bakarak yürür ve bu nedenle sıklıkla çukurlara düşerdi. Ay ve güneş tutulmalarını hatasız olarak hesaplamış, açık denizden gelen gemilerin kıyıya olan uzaklıklarını ölçmüş, Keops piramidinin yüksekliğini gölgeden yararlanarak hesaplamıştır. Kendi adıyla bilinen geometri teoremi dışında dört teoremi halen geçerlidir. Bu Anadolu insanının adı ne bir eğitim kurumuna ne de bir bilim kurumuna verilmemiştir şimdiye dek ne yazık ki….

·        Avrupa ortaçağ karanlığını yaşarken doğu’da zengin bir uygarlık yaşanıyordu. Aslında bu uygarlık Araplara mal edilirse de doğrudan İslam dini ile birlikte ortaya çıkıp gelişmesi nedeniyle   İslam bilginlerinin yarattığı bir uygarlıktır. Abbasi halifelerinin hoşgörü ve destekleriyle antik Yunancadan Arapçaya çeviriler yapılmıştır, bu çevirileri Nasturi ve Süryani papazlar yapmıştır. Halifeler saraylarda her din ve milletten bilim insanlarını ve bilge kişileri toplamışlardır. 1000’li yıllarda bilim dünyasına hakim olan dil Arapça, hakim olan kitaplar ise İslam bilginlerinin kitaplarıydı. El-Biruni (973-1051), Ömer Hayyam (1038-1123), İbn-i Sina (980-1037), İbn-ü Rüşt (1126-1198), batıda Albucasis olarak bilinen Ebul Kasım  El -Zahravi (636-1013)  ilk akla gelen İslam bilgini ve filozoflarıdır.

                                                                                 
     Leusippos                                                                                                         Anaksimander

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme